Kayıtlar

Neyzen

Resim
  NEYZEN “ Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat, insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut olamaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. ” Bu sözlerin sahibi Atatürk’ün sanata ve sanatçıya olan sevgisi hepimizin malumudur. Özellikle müzik, Atatürk’ün en büyük tutkularının başında geliyordu. Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği dinler, halk oyunlarına ilgi duyardı. Yöresel türküleri dinlemekle kalmaz, eşlik de ederdi. ‘Sarı Zeybek’ gibi halk oyunlarını ise fırsatı oldukça oynardı. Belki de Selanikli olduğundan, Rumeli türkülerini özellikle çok severdi. Atatürk’ün Türkiye’de sanatın gelişmesi ve sanatçıların yetişmesi için yaptıklarını burada tek tek saymaya gerek yok. Ancak, O’nun dönemin en sıra dışı sanatkarlarından birisiyle olan anısını yâd etmek belki daha ilginç olacaktır. Cumhuriyet tarihinin en nevi şahsına münhasır sanatçılarından...

Carpe Diem

Resim
    Horatius (M.Ö. 65 – M.Ö. 8) Carpe Diem! Doğrudan çevrildiğinde " günü topla! " anlamına gelen bu Latince ifade, ilk kez Romalı şair Horatius (M.Ö. 65 – M.Ö. 8) tarafından, hala yaşıyorken hayattan zevk almak gerektiği fikrini ifade etmek için kullanılmıştır. Terim, Horatius’un Kasideler 1:11 (Odes I:XI) adlı şiirinde yer alır: [1] Lukone, dostum, sorma, bilemeyiz asla Tanrıların bize neyi bahşettiğini Ne benim ne de senin kaderini Boşa harcama vaktini Babil’in beyhude hesaplarıyla [2] Tahammül etmek ne kadar da iyi oysa Ne olursa olsun tüm yaşananlara Jüpiter bize daha fazla mı kış verecek Yoksa bu sonuncusu mu? Tiren Denizinin karşı kıyılarındaki kayaları aşındıran Deniz bile sakinleşmekte şimdi Dürüst ol, aklını kullan, süz şarabı, Çünkü hayat kısa, hayallerimizse çok uzun, Kıskanç zaman uçup gidiyor şu an, biz konuşurken, Günü yakala, yarınlara fazla bel bağlamadan.   Kasidenin bu bölümü Şair’in iki bin yıl önce sevgili dostuna...

FELSEFE VE EĞİTİM

Resim
                 Liseli bir gence şu soruları sorduğunuzu bir düşünün: -           Arzu, insanın bir kusuru mudur? -           Hakikatte kesinlik var mıdır? -           Kültür bizi daha insan yapar mı? -           Sanat anlaşılabilir mi olmalıdır? -           Sanat toplumları dönüştürebilir mi? -           Beni ben yapan içinde yaşadığım toplum mudur? -           İnsan devlete borçlu mudur? -           Adil olmak için tarafsızlık şart mıdır? -           Farklılıklar bir toplumun zenginliği midir? Şüphesiz bunlar basit bi...

Çanakkale Deniz Zaferi Anısına: Cevat Paşa, Hektor ve Agamemnon’ un Hikâyesi

Resim
  Çanakkale Deniz Zaferi Anısına: Cevat Paşa, Hektor ve Agamemnon’ un  Hikâyesi Bu yazı 2022 yılı şubat ayının sonlarında yazıldı. Malum, 18 Mart 2022’ de Çanakkale Deniz Zaferinin 107. yılını kutlayacağız. Çanakkale; bu güzel şehrin uzak ve yakın tarihine ilgim 10 yıl kadar önce burada bir ikametgâh sahibi olup yılın uzunca bir bölümünü burada geçirmemle başladı. Çanakkale’nin hikâyesini Truva ile başlatmak yerinde olur: İlkin su tanrıçası Thetis ’in oğlu efsanevi Achilleus (Aşil)’ in Prens Hektor ’u mağlup ettiği meşhur düelloyla tanırız Truva’yı. İsmin Yunanca aslı Troia ’dır, Truva adı ise Fransızca telaffuzundan gelir. Truva, bugünkü Çanakkale kentinin 50 kilometre kadar güneybatısında İda Dağının (Kaz Dağı) eteklerinde yer alır. Bu toprakların eski (Yunanca) adıyla Dardanelles , ya da bizim bugün verdiğimiz isimle Çanakkale ... Çanakkale Deniz Savaşı 19 Şubat – 18 Mart 1915 arasında sadece bir ay sürer. İtilaf devletleri, İngiliz ve Fransız donanması dışında her...

Benim adım Batlamyus

Resim
  Benim adım Cladius Ptolemaios. Araplar Batlamyus derler bana, siz de öyle tanırsınız. Mısır’da doğdum, büyüdüm. Genç yaşta İskenderiye’ye geldim. Burada büyük, çok büyük bir kütüphane vardı o zaman. Dünyanın en büyük kütüphanesi derlerdi. Eminim öyleydi, zira cihan fatihi Büyük İskender Efendimizin en şanlı, en kahraman komutanlarından, alimlerin ve sanatçıların koruyucusu I. Ptolemaios Soter, yani Kurtarıcı Batlamyus tarafından kurulmuştu. Eh Soter de kurtarıcı demek zaten. Benim de isim babam. İskender Mısır’ı fethettikten sonra, belki denize olan tutkusundan ve belki de gemiler olmadan dünyayı elinde tutamayacağına dair haklı inancından olmalı ki bu büyük liman kentini inşa ettirmiş. Adından da belli değil mi zaten? İskenderiye, yani İskender’in şehri. Roma’yı da kuran Romulus değil miydi? Şehri kuran kralın şehre adını vermesinden daha doğal ne olabilir ki? İskender, şehri kurduktan sonra sadece bir yıl kalmış Mısır’da. Gençliğin karşı konulmaz enerjisi ve tüm dünyayı fethetm...